Şişhane’de yer alan Nejat Eczacıbaşı Binası, Avrupa Miras Günleri kapsamında düzenlenecek rehberli turlar için kapılarını yeniden açıyor. İKSV ofislerine ve Fiba Salon İKSV’ye ev sahipliği yapan yapı, bu kez yalnızca bir kurum binası olarak değil; mimarisi, belleği ve içinde yer alan sanat eserleriyle birlikte gezilecek bir kültür mekânı olarak öne çıkıyor.
12 Eylül Cumartesi günü gerçekleşecek rehberli turlar, İstanbul Bienali Programlar ve İletişim Yöneticisi Pelin Kuş eşliğinde yapılacak. Katılımcılar, binanın mimari özelliklerinin yanı sıra Ayşe Erkmen, Sarkis, İnci Eviner, Selim Birsel, Aydan Murtezaoğlu, Canan Tolon, Canan Dağdelen, Gülsün Karamustafa, Füsun Onur, Cengiz Tekin ve Bülent Şangar’ın yapı içinde yer alan eserlerini de yakından görme imkânı bulacak.
Şişhane’de Bir Kültür Hafızası
İKSV’nin Şişhane’deki merkezi olan Nejat Eczacıbaşı Binası, aynı zamanda İstanbul’un kültür-sanat haritasında özel bir yere sahip. İKSV’nin aktardığı bilgilere göre kurum, 2009’da Şişhane’deki Deniz Palas Apartmanı’na taşındı; yapı 2011’de vakfın kurucusuna ithafen Nejat Eczacıbaşı Binası adını aldı. Yedi katlı ve 4.200 metrekarelik bina; vakıf ofislerinin yanı sıra Salon İKSV, İKSV Alt Kat, ortak çalışma alanları, kafe, restoran ve farklı kültürel kullanım alanlarını da barındırıyor.
Bu yönüyle yapı, yalnızca idari bir merkez değil; İstanbul Bienali, müzik, sinema, tiyatro ve güncel sanatla ilişkili birçok üretimin arka planında duran bir kültür mekânı olarak okunabilir. Avrupa Miras Günleri kapsamında düzenlenen tur da tam olarak bu görünmeyen kültürel katmanı izleyiciye açıyor.
Binanın İçindeki Sanat Eserleri
Nejat Eczacıbaşı Binası’nı özel kılan unsurlardan biri de yapı içinde yer alan sanat eserleri. İKSV, binayı İstanbul Bienalleri ve Venedik Bienali Türkiye Pavyonu bağlamında sergilenmiş ya da sipariş üzerine üretilmiş eserlerin bir araya geldiği bir hafıza mekânı olarak tanımlıyor.
Bu eserlerin bina içinde konumlanması, yapıyı klasik anlamda bir sergi salonundan farklı bir yere taşır. Burada sanat yapıtı, beyaz küp içinde izlenen bağımsız bir nesne olmaktan çıkar; merdiven, duvar, geçiş alanı, çalışma katı ve gündelik kullanım mekânlarıyla ilişki kurar. Ayşe Erkmen, Sarkis, İnci Eviner, Gülsün Karamustafa ve Füsun Onur gibi sanatçıların işlerinin aynı yapı içinde görülebilmesi, binayı İstanbul’un güncel sanat belleği açısından da önemli kılar.

Nejat Eczacıbaşı Binası, kapılarını bir kez daha Avrupa Miras Günleri kapsamındaki rehberli turlar için açıyor.
Avrupa Miras Günleri Bağlamı
Avrupa Miras Günleri, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’nun ortak girişimi olarak çok sayıda ülkede düzenlenen geniş katılımlı bir kültürel miras programı. 2026 yılı teması “Risk Altındaki Miras: Canlandır, Diren, Yeniden Hayal Et” olarak belirlenmiş durumda. Bu tema, kültürel mirasın yalnızca korunması gereken eski yapılarla sınırlı olmadığını; yeniden kullanım, kamusal erişim, hafıza ve güncel kültürle kurulan ilişki üzerinden de düşünülmesi gerektiğini öne çıkarıyor.
Nejat Eczacıbaşı Binası’nın bu program kapsamında ziyarete açılması bu nedenle anlamlıdır. Çünkü yapı, bir yandan İstanbul’un mimari belleğine, diğer yandan İKSV’nin kültür-sanat tarihine temas eder. Rehberli tur, binayı yalnızca fiziksel özellikleriyle değil, içinde biriken sanat üretimleri ve kurumsal hafızayla birlikte görme olanağı sunar.
Etkinlik Bilgileri
Etkinlik: Nejat Eczacıbaşı Binası Rehberli Turu
Kapsam: Avrupa Miras Günleri
Tarih: 12 Eylül Cumartesi
Saat: 13.00–14.00 ve 16.00–17.00
Kontenjan: Her tur 20 kişi
Katılım: Ücretsiz, rezervasyon gerekli
Yer: Nejat Eczacıbaşı Binası
Adres: Sadi Konuralp Caddesi No: 5, Şişhane
Rehber: Pelin Kuş
Bir Binadan Fazlası
Nejat Eczacıbaşı Binası, İstanbul’da kültür kurumlarının yalnızca etkinlik üreten yapılar olmadığını; aynı zamanda kent belleği, mimari miras ve sanat üretimiyle birlikte düşünülmesi gereken mekânlar olduğunu gösteriyor. Şişhane’deki bu yapı, İKSV’nin kurumsal hafızasını taşırken, içinde yer alan sanat eserleriyle de yaşayan bir koleksiyon alanına dönüşüyor.
Avrupa Miras Günleri kapsamında düzenlenen rehberli tur, bu yapıya yalnızca dışarıdan bakmak yerine, onun içinde biriken kültürel izleri, sanatçı müdahalelerini ve mekânsal hafızayı birlikte görme fırsatı sunuyor.

